Gönderen: halilmustafa | Mart 1, 2010

Yeni Yazılar..

 

        Yeni yazıları www.osmanlievladiyiz.com dan takip edebilirsiniz.

Gönderen: halilmustafa | Haziran 1, 2009

Yedikıta 10.Sayı

yedikıta 10.sayı      Hikmetlerle Dolu Bir Hayat: Hâce Ahmed Yesevî  “Gönlünde Allahü Teâlâ’nın aşkını taşıyanlar, dünya ile tamamen irtibatlarını kesmişlerdir. Bunlar, halk içinde Hak ile olurlar, biran Allahü Teâlâ’yı unutmazlar.”

Hâce Ahmcd Yesevî, Orta Asya Türkleri arasında İslamiyet’i yayan, din âlimi olarak Türk dünyasının manevî hayatını etkilemiş nadir şahsiyetlerden biridir. Sovyet Rusya’nın Komünist idaresi altında böyle zatlar, dinî hüviyetleri saklanarak şair diye tanıtılmışlardır

Gönderen: halilmustafa | Mayıs 24, 2009

Osmanlı Fıkraları

                                             thumbnail_9e192ca30067ec7c68eec43ba65e0b2dMizâh, bilgi ve zekâ keskinliği ile karışık, edebî bir ifâde yoludur. Onun sermâyesi şaka ve nükte sûretinde ince alay, tenkîd, takdîr ederek tekdîr ve tenkîd ifâde eden övme ve eğlencedir. Kelime karşılığı latîfe veyâ nükte olan fıkranın edebî bir kıymeti, yâni letâfeti olduğu kadar zarâfeti de olması lâzımdır. Latîfeler hoşa gidecek ve ekseriyâ gülünecek sözlerdir. Fakat bunların içinde hikmet düstûru sayılacak pek çok yüksek söz, ibret dersi ve alınacak hisse vardır.

Öteden beri her kavmin edebiyatçı ve hikmet sâhibi kimseleri, ciddî bir dille anlatılamayacak hikmet ve öğütleri, bâzen alay ve mizâh sûretinde fıkralarla halka telkine, bu yolla ahlâkı süslemeye ve gâfilleri uyarmaya gayret etmişlerdir. Bu sebeple latîfeler hem gönülleri şenlendirme vesîlesi olması, hem de ibret almayı, hakîkatleri öğrenmeyi sağlaması yönüyle eğlencelerin faydalı kısmındandır. Tamamını Okuyun…

Gönderen: halilmustafa | Mayıs 22, 2009

Bir uluçınar…

Bursa–Uludağ yolu üzerinde bulunan İnkaya Köyü`ndeki İnkaya Çınarı, 600 yıllık tarihiyle Türkiye’nin en yaşlı ağacı olma özelliğini taşımaktadır. Bursa anıldığında ilk akla gelen simgeler arasındadır bu koca çınar. 35 metrelik boyu,3 metre çapı, 9.2 metre çevresiyle dikkat çekmektedir. Her bir dalının kalınlığı 3–4 m’yi bulmaktadır.Uzun yıllar dayanarak bu günlere yetişmiş olan ve tarihi bir değere sahip bu tarihi çınarın gölgesinde çay içmek ayrı bir güzellik.Ama tarihe olan saygısızlığımızı gövdesine kazınmış olan yazılardan bir kez daha görüyoruz.

Gönderen: halilmustafa | Nisan 30, 2009

Yedikıta Dergisi 9.Sayı

sayi9

       Dünya tarihinin dönüm noktalarından biri olan İstanbul’un fethi bugüne kadar belli yönleriyle ele alındı. Fethin gerçekleşmesine yardımcı olan ilim ve teknik tarafı çok fazla incelenmedi. Halbuki İstanbul’un fethi esasında, o zamanki Osmanlı savaş tekniğinin Orta Çağ’a nihayet verip Yeni Çağ’ı başlatan keşifleri ve yenilikleriyle elde edilmiş bir muvaffakiyettir. Bu yenilikler içinde o zamana kadar misli görülmemiş büyük toplar; havan topunun icadı, gemilerin karadan yürütülmesi, zırhlı yürür kulelerin icadı ve Halic’e köprü kurulması vardır.

 

Gönderen: halilmustafa | Nisan 9, 2009

Bursa’da Köprüler

BURSA’NIN KÖPRÜLERİ

abdal-kopAbdal Köprüsü (Osmangazi)

Abdal Köprüsü, Acemler ve Hürriyet Mahalleleri arasında Bursa, Mudanya yolunda, Nilüfer Çayı’nın üzerindedir. Köprüyü Abdal Çelebi isimli bir tüccar 1669 yılında yaptırmıştır. Bursa Salnamelerine göre (1906) 12 gözlü olan bu köprünün iki ucu toprak altında kalmıştır. Köprü 64 m. uzunluğunda, 4.75 m. genişliğindedir. Orta kısım yol seviyesinden biraz daha yüksekte ve sivri kemerlidir. Tamamını Okuyun…

Gönderen: halilmustafa | Nisan 5, 2009

Yedikıta Dergisi 8. Sayı

sayi8Medine Müdafaası ve Fahreddin Paşa

Birinci Dünya Savaşında, Osmanlı askerleri Hicaz bölgesi’nde, Medine-i Münevvere’yi İngilizlere karşı savunuyorlardı.

Ayrıca, Mekke Emiri Şerif Hüseyin, 1908 yılında İstanbul’dan ayrıldığı andan itibaren bir taraftan devleti aldatıp “Gönüllü toplayacağım” diye aldığı 60 bin altınla topladığı adamları isyan için hazırlamakta; bir taraftan da Fransız ve bilhassa İngilizlerden hesapsız para ve silah alarak devleti arkadan vurmak için teşkilâtlanmaktaydı. Bu gelişmeler üzerine, 23 Mayıs 1916′da Fahreddin Paşa’ya denetleme görevi verilerek, seçtiği subaylarla birlikte Medine’ye gitmesi emredildi. Paşa, 31 Mayıs tarihinde Medine’ye geldi. Gelişinden beş gün sonra, 5 Haziran 1916′da Şerif Hüseyin isyanının çıkmasıyla isyan bölgesinde göreve başladı. Böylece askerleri ve subaylan ile birlikte büyük kahramanlıklar ve fedakârlıklar devri başlamıştı.

Gönderen: halilmustafa | Nisan 4, 2009

Hat Sanatı

hat Hat sanatı

Arap harfleri çevresinde oluşmuş güzel yazı sanatıdır. Bu sanat Arap harflerinin 6. yüzyıl ve 10.yüzyıl  arasında geçirdiği bir gelişme döneminden sonra ortaya çıkmıştır. Hat, Arapça çizgi demektir. Türkler, Müslüman olduktan ve Arap alfabesini benimsedikten sonra uzun bir süre hat sanatına herhangi bir katkıda     bulunmamışlardır, bu dönemde Hat sanatının Mükemmel örneklerine Rastlamak mümkün değildir.Bu dönemdeki biçim ve üslup var olan gelişmiş Türk Hat Sanat’ına benzememektedir. Türkler hat sanatıyla Anadolu’ya geldikten sonra ilgilenmeye başladığı tahmin edilmektedir. Bu alanda en parlak dönemlerini de Osmanlılar zamanında yaşadılar. Yakut-ı Mustasımi’nin Anadolu’daki etkisi 13. yüzyıl ortalarından başlayıp 15. yüzyıl ortalarına kadar sürdü. Bu yüzyılda yetişen Şeyh Hamdullah (1429-1520) Yakut-ı Mustasımi’nin koyduğu kurallarda bazı değişiklikler yaparak Arap yazısına daha sıcak, daha yumuşak bir görünüm kazandırdı. Türk hat sanatının kurucusu sayılan Şeyh Hamdullah’ın üslup ve anlayışı 17. yüzyıla kadar sürdü. Hafız Osman (1642-98) Arap yazısına estetik bakımdan en olgun biçimini kazandırdı. Bu tarihten sonra yetişen hattatların hepsi Hafız Osman’ı izlemişlerdir. Tamamını Okuyun…

Kategoriler

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.